Sirküler Ne Getiriyor?
1 Ağustos 2026'da yürürlüğe giren yeni trafik sigortası rejiminin henüz ilk haftasında SEDDK ikinci sirkülerini yayımladı. 2026/02 sayılı "Motorlu Araç Sigortaları Kapsamında Sigorta Tahkim Komisyonuna Yapılacak Başvurular Hakkında Kurum Sirküleri", kasko ve zorunlu trafik sigortası uyuşmazlıklarında tahkim başvurusunun ön şartına yeni bir yorum getiriyor:
| Kurul Karar Sayısı | 1862 |
| Karar Tarihi | 05.08.2026 |
| Kapsam | Kara araçları kasko sigortası ve karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortası kapsamında Sigorta Tahkim Komisyonu'na yapılacak başvurular |
Pratik sonucu: Eksper raporu tamamlanmadıkça zarar görenin Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurusu "uyuşmazlık yok" gerekçesiyle önünü bulamayacak; tahkim yolu, raporun tamamlanmasına — yani zarar görenin kontrolünde olmayan bir sürece — kilitlenecek.
Sirküleri Destekleyen Görüş: Prof. Dr. Karasu'nun Tezleri
Sirkülerin hemen ardından Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Rauf Karasu, hukukihaber.net'te yayımlanan değerlendirmesinde sirküleri destekleyen bir görüş ortaya koydu. Sayın Karasu'nun — konuya akademik derinlik kazandıran — tezleri özetle şöyledir:
- Trafik Sigortası Genel Şartları Ek:6'da eksper raporu zorunlu belge olarak sayılmıştır; belirli hasar tutarlarında SBM üzerinden eksper ataması zorunludur.
- Gerçek zarar ilkesi gereği tazminatın hesaplanabilmesi için gerekli belgelerin sunulması fiilen zorunludur.
- Eksik belgeyle yapılan başvuru, hiç başvuru yapılmamış olmakla eşdeğerdir; bu nedenle eksper raporu olmaksızın yapılan başvurular usulüne uygun sayılmamalı ve dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilmelidir.
- Mekanizma işletilmeden başvuru yapılması dürüstlük kuralına aykırıdır ve hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir; bu görüş, zincirleme davalara ve eksik engellilik raporuyla yapılan başvurulara ilişkin Yargıtay kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin KTK m. 97'deki başvuru şartını anayasaya uygun bulan kararına dayandırılmaktadır.
Aşağıda açıkladığımız gerekçelerle bu görüşe de, sirkülerin kendisine de katılmıyoruz.
Eleştiri 1 — Sirkülerle Dava Şartı Yaratılamaz
Hukuk devletinin en temel önermelerinden biriyle başlayalım: Hak arama hürriyeti ancak kanunla sınırlanabilir (Anayasa m. 36 ve m. 13). Dava şartları HMK m. 114'te ve özel kanunlarda düzenlenir; KTK m. 97'nin aradığı tek şey, dava yoluna gitmeden önce sigortacıya "yazılı başvuruda" bulunulmasıdır. Kanun koyucu başvurunun hangi belgelerle yapılacağına ilişkin hiçbir koşul öngörmemiştir. Tahkim yolunu düzenleyen 5684 sayılı Kanun m. 30 da başvuru hakkını, sigortacıya yapılan başvurunun kısmen veya tamamen olumsuz sonuçlanmasına — genel şartlar uyarınca 15 iş günü içinde cevap verilmemesi de bu kapsamdadır — bağlamıştır.
SEDDK sirküleri ise bir idari düzenleyici işlemdir ve normlar hiyerarşisinde kanunun altında yer alır. "Eksper raporu tamamlanmadıkça uyuşmazlık doğmamış sayılır" demek, kanunda bulunmayan bir olumsuz başvuru şartını idari işlemle ihdas etmektir. İdare, kanunla tanınmış tahkim hakkının kullanımını kendi işlemiyle erteleyemez ve daraltamaz. Sayın Karasu'nun dayandığı Anayasa Mahkemesi kararı da bu sonucu değiştirmez; tam aksine, AYM'nin KTK m. 97'deki başvuru şartını anayasaya uygun bulmasının temel gerekçesi, şartın basit, külfetsiz ve zarar görenin kontrolünde bir ön adım olmasıdır. Bu basit ön adımın, sigortacının ve merkezi atama sisteminin kontrolündeki bir sürecin (eksper raporunun) tamamlanması koşuluna bağlanması, AYM denetiminden geçen dengeyi tam da AYM'nin gerekçesi aleyhine bozar.
Eleştiri 2 — Yargıtay'ın Yerleşik Çizgisi: Eksik Belgeyle Başvuru, Tamamlanabilir Dava Şartıdır
"Eksik belgeyle başvuru, hiç başvurmamaya eşdeğerdir" tezinin en zayıf noktası, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin güncel ve yerleşik içtihadıyla açıkça çelişmesidir. Daire, eksik veya kusurlu belgeyle sigortacıya yapılan başvuruyu geçerli saymakta; eksikliği yargılama içinde giderilebilecek (tamamlanabilir) bir dava şartı olarak nitelendirmektedir:
Uyuşmazlık Hakem Heyeti, sigortacıya "usulüne uygun belgelerle başvuru yapılmadığı" gerekçesiyle başvuruyu usulden reddetmiş, İtiraz Hakem Heyeti de KTK m. 97 ve HMK m. 115/2'ye dayanarak bu sonucu onamıştı. Yargıtay kararı oy birliğiyle bozdu: Hakem heyeti, usulden ret yerine tedavi evrakını tamamlatmalı, çelişkili raporları irdelemeli, gerekiyorsa yeni sağlık kurulu raporu aldırmalı ve işin esası hakkında karar vermelidir. Yani belge eksikliği başvuruyu geçersiz kılmaz; eksiklik bizzat yargılama makamınca giderilir.
Kararın tam metni →Sigortacı, kaza tarihi mevzuatına uygun sağlık kurulu raporu sunulmadan yapılan başvurunun dava şartını sağlamadığını savundu; Daire çoğunluğu bu savunmayı reddederek esastan verilen tahkim kararını onadı. Karardaki karşı oy, çoğunluğun yerleşik yaklaşımını bizzat şu sözlerle teslim etmektedir: "hiç başvuru olmaması halinde bu durumun yargılama sırasında tamamlanabileceği kabul edilmezken, eksik ve hatalı belge ile başvurulmasının tamamlanabileceği benimsenmektedir." Başka bir deyişle, sirküleri destekleyen görüşün savunduğu yaklaşım Yargıtay'da ancak karşı oy düzeyinde kendine yer bulabilmektedir.
Kararın tam metni →Bu içtihat karşısında "eksik belgeyle başvuru = hiç başvurmama" denklemi kurulamaz. Kaldı ki HMK m. 115/2 dahi, tamamlanabilir dava şartı eksikliğinde önce kesin süre verilmesini emreder; doğrudan usulden ret, kanunun sistematiğinde dahi son çaredir.
Eleştiri 3 — Eksper Raporu Zarar Görenin Elinde Olmayan Bir Belgedir
Sirkülerin ve destekleyen görüşün gözden kaçırdığı olgusal gerçek şudur: 1 Ağustos 2026 rejiminde eksper, taraflarca değil merkezi dijital sistem üzerinden otomatik olarak atanmaktadır. Zarar gören eksperi seçemez, raporun yazım takvimini etkileyemez, ekspere talimat veremez. Böyle bir belgeyi başvurunun ve tahkimin ön şartı hâline getirmek, zarar görenin hak arama hürriyetini üçüncü kişilerin iş yüküne ve performansına bağlamaktır.
Sirkülerdeki "sigortacıya yüklenemeyecek etkenler" ölçütü ise tehlikeli biçimde muğlaktır. Eksper yoğunluğu, sistem arızası, parça fiyatı beklenmesi, servisten evrak beklenmesi... Uygulamada hangi gecikmenin sigortacıya "yüklenemeyeceğini" ilk elden yine sigortacı iddia edecek, zarar gören bu iddiayla Komisyon önünde bir de bu ön meseleyi tartışmak zorunda kalacaktır. Oysa kanuni çerçeve nettir: trafik sigortasında tazminat, belgelerin iletilmesinden itibaren 8 iş günü içinde muaccel olur (KTK m. 99); başvuruya 15 iş günü içinde cevap verilmezse uyuşmazlık doğmuş sayılır ve tahkim yolu açılır. Bu süreler dolduğunda temerrüt faizi işler. Sirkülerin öngördüğü belirsiz bekleme, muacceliyet ve temerrüt rejimini idari işlemle askıya almak anlamına gelir — üstelik bu bekleyişin zamanaşımı ve delillerin taze tutulması bakımından yaratacağı riskler tümüyle zarar görenin üzerinde kalmaktadır. Süreç yönetimi için Sigorta Şirketi Ödeme Yapmıyor rehberimize bakabilirsiniz.
Eleştiri 4 — İstisnai Kötüye Kullanım Örneklerinden Genel Kural Üretilemez
Sayın Karasu'nun "hakkın kötüye kullanılması" argümanı, dayandığı örnekler bakımından anlaşılabilirdir: aynı zarar için parça parça açılan zincirleme davalar veya hiçbir tıbbi belge olmaksızın yapılan maluliyet başvuruları gibi uç örneklerde Yargıtay'ın ve AYM'nin dürüstlük kuralına başvurması yerindedir. Ancak buradan "eksper raporu tamamlanmadan başvuran herkes hakkını kötüye kullanıyor" genellemesine ulaşılamaz. TMK m. 2'deki dürüstlük kuralı, somut olayın özelliklerine göre uygulanan bir istisna hükmüdür; istisnadan hareketle tüm zarar görenler aleyhine soyut ve genel bir erişim engeli kurgulamak, kuralla istisnanın yerini değiştirmek olur. Aracı serviste bekleyen, geçim aracından mahrum kalan, tedavi masrafı biriken bir zarar görenin bir an önce tahkime başvurmasında kötüye kullanılan bir hak değil, korunmaya çalışılan bir hak vardır.
Aynı gözlem SEDDK için de geçerlidir: Kurum, 2026/01 sayılı sirkülerinde hasar araştırmacılarının yetki aşımına karşı sigortalıyı koruyan isabetli bir adım atmışken (analizimiz burada), 2026/02 sayılı sirkülerle bu kez terazinin sektör kefesine ağırlık koymuştur. Tahkim istatistiklerinde başvuruların ezici çoğunluğunun sigorta kuruluşları aleyhine sonuçlandığı bir ortamda, başvuru kapısını daraltan bir düzenlemenin kimin yükünü hafifleteceği sorusu, cevabını kendi içinde taşımaktadır.
Peki Zarar Görenler Ne Yapmalı?
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Kaynaklar: SEDDK, Motorlu Araç Sigortaları Kapsamında Sigorta Tahkim Komisyonuna Yapılacak Başvurular Hakkında Kurum Sirküleri (2026/02), Kurul Kararı 1862, 05.08.2026 · Karasu, R., "Eksper Raporu Olmaksızın Hasar ve Değer Kaybı Talebi: SEDDK'nın 05.08.2026 Tarihli Sirküleri Çerçevesinde Zorunlu Başvuru Şartının Değerlendirilmesi", hukukihaber.net · Yargıtay 4. HD 2023/282 E., 2025/5 K.; 4. HD 2023/13060 E., 2025/6574 K. (tam metinler Adalet Bakanlığı Bedesten üzerinden doğrulanmıştır). Bu yazı bilimsel eleştiri niteliğinde bir hukuki değerlendirmedir; belirli bir olaya hukuki tavsiye teşkil etmez.